YUNUS BANNER2
YUNUS BANNER

DİYABET HASTALARI DOKTOR KONTROLÜNDE ORUÇ TUTMALI!

267
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Attila Önmez, Ramazan ayı ve Koronavirüs (Covid-19) salgını sürecinde diyabet hastalığı olanların dikkat etmesi gerekenler hakkında önemli bilgiler verdi.
Diyabet hastalığının toplumumuzda yaygın olan kronik hastalıklardan biri olduğunu anımsatan Önmez, ülkemizde yaklaşık 7 milyon diyabetli olduğunu, prediyabetik (gizli şeker hastası) hastalar ile birlikte bu sayının çok daha fazla olduğunun tahmin edildiğini kaydetti.
Diyabet hastalarında oruç tutarken gelişebilecek üç önemli riske dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Önmez, “Bunlar hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü), hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği) ve dehidratasyondur(vücutta sıvı kaybı). Hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği) ilerlediği zaman şeker komasına kadar istenmeyen durumlarla karşılaşabiliriz. Hipoglisemi yani şekerinin çok düşmesi de yaşanabilir. Bu aslında kişiden kişiye değişebilir; ama genel olarak diyabetik bir bireyde kan şekerinin 70’in altına düştüğünde; soğuk terleme, çarpıntı, bulanık görme, halsizlik, açlık hissi, kafa karışıklığı gibi bazı semptomlar silsilesi olur. Hasta hipoglisemiye girdiğini fark ettiğinde hemen şekerli bir şeyler tüketmesi gerekir. Eğer bunu yapmaz ve hipoglisemi (düşük kan şekeri) ilerlerse koma gelişebilir. Diyabet hastalarında oluşabilecek üçüncü bir risk de dehidratasyon yani sıvı kaybıdır. Eğer hasta yetersiz sıvı alıyorsa hastada da sıvı kaybı meydana gelir. Diyabet hastalarının böbreklerinde hassasiyet söz konusudur. Yetersiz sıvı alındığı taktide bu durum ilerleyebilir ve böbrek yetmezliği gelişebilir. Tromboemboli dediğimiz beyine ya da akciğere pıhtı atma riski de dehidratasyona bağlı artabilir.” diye konuştu.
“Tip 1 Diyabetli Hastalar, Yüksek Riskli Hasta Grubunda Yer Aldığından Bu Kişilere Oruç Tutmamalarını Öneriyoruz”
Diyabet hastalarını risk gruplarına göre sınıflandırıldığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Önmez, günde 4 defa insülin yapmak zorunda olan ve ara öğünlerini saati saatine uygun olarak düzenlemesi gereken Tip 1 diyabetli hastaların yüksek riskli hasta grubunda yer aldığından oruç tutmamaları gerektiğinin altını çizdi. Yüksek risk grubunda yer alan diğer hasta gruplarını da sıralayan Önmez, gebelik diyabeti olan, kan şekeri 300’ün üstünde olan, ortalama 3 aylık kan şekerini gösteren hemoglobin-A1c (Hba1c) değeri yüzde 10’nun üzerinde olan hastalar ile ek akut ciddi hastalıkları olanların oruç tutmasının sakıncalı olduğunu belirtti. Kan şekerleri 250-300 arasında ve HBA1c’nin 8-10 arasında olan, insülin tedavisi kullanan tip 2 diyabetliler, kalp, akciğer, böbrek yetmezliği gibi ek kronik hastalıklara sahip kişilerin yüksek risk grubunda yer aldığına işaret eden Öğretim Üyesi, bu hastalarda da sıklıkla hipoglisemi (düşük kan şekeri) gelişebileceğinden oruç tutmalarının uygun olmayacağını kaydetti. Öğretim üyemiz, HBA1c değeri 8’in altında bulunan, şeker düşürücü hap kullanan Tip 2 diyabet hastalarının ise doktor kontrolünde oruç tutabileceğini sözlerine ekledi.
Oruç tutarken bazı insülin salgılatıcı ilaç gruplarının hipoglisemi (şeker düşüklüğü) yaratabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Önmez, “Bu durumlarda ilaçları kesmek ya da dozunu azaltmak gerekebilir. Şekeri düşürürken idrar atılımını da arttıran bazı ilaçları da susuzluğu arttırabileceği ve tansiyon düşüklüğüne neden olabileceğinden dozu ayarlanması gerekebilir. Bu yüzden muhakkak hekimleri ile Ramazan ayı öncesinde iletişime geçmelerini tavsiye ediyoruz.” dedi.
Oruç tutacak olan diyabet hastalarının iftar ile sahur arasında ara öğün yapmaları önerisinde bulunan Öğretim Üyemiz, “Sahuru kahvaltı gibi düşünerek hafif bir kahvaltı yapabilirler. Diyabet hastalarında dehidratasyon (sıvı kaybı) riski çok fazladır. O yüzden çok fazla su içmelerini öneririz. İftarda da öğüne çok yüklenmemelidir. Özellikle şekeri çok arttıracak glisemik indeksi yüksek gıdalardan uzak durmalılar. Yemeklerini yavaş yesinler. Bir anda fazla miktarda yemek tüketimi kan şekerlerini çok arttıracağından dolayı tavsiye etmiyoruz.” diye konuştu.
Dünyayı etkisi altına alan Koronavirüsü (covid-19) salgını sürecinde diyabet hastalarının daha fazla dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Önmez, “Diyabet hastalarının kronik hastalıkları olmayanlara göre daha kolay COVİD-19 enfeksiyonuna yakalanır diye bir şey söylemek doğru olmaz. Ancak COVİD-19 enfeksiyonuna yakalandığında herhangi bir kronik hastalığı olmayanlar göre çok daha ağır seyrettiğini biliyoruz. Bu hastaların daha fazla yoğun bakıma yatışı, daha fazla entübasyon ihtiyacı olabiliyor. Hastalık bu kişilerde maalesef daha ölümcül seyredebiliyor. O yüzden ekstra dikkat etmeleri gerekir.” dedi.
Koronavirüs salgını döneminde diyabet hastalarının izolasyon önlemlerinin yanı sıra kan şekerlerinin yüksek seyredebileceğinden sık sık ölçüm yapmaları tavsiyesinde bulunan İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Attila Önmez, “Bu dönemde hastalarımızın dışarı çıkıp yürüyüş yapamayacağından hareketlerinin kısıtlanması ve evde sıkıntıdan sürekli bir şeyler atıştırma isteği doğabileceği için kan şekeri yükselebileceğini ön görüyoruz. O yüzden evde kan şekeri ölçümü yapmaları, kan şekerleri 250 ve üstü seyrettiği durumlarda da hekimleri ile irtibata geçerek önlemler almaları gerekmektedir. İlaçlarını asla bırakmasınlar. Bu süreçte belirli kolaylıklar da sağlandı. Raporları bitse dahi eczanelerden ilaçlarını alabilirler. Ev içinde de hareketlerini arttırabilirler. Koridorda yürüyebilirler, oturarak ya da yerde hareketler yapabilirler. Mümkün olduğunca hareketlerini arttırmalarını tavsiye ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bunları da beğenebilirsin
Yorumlar
İmage To Text Windows 11 Key